Mutluluk

Uzun ve mutlu yaşam sırları veren bir kitap okuyorum.

Japonlar bunu başarmışsa ben de yapabilirim.

Yani binmişim bir atlıkarıncaya rüzgar beni ciddiye alır zannediyorum.

Önce korkutucu kalınlıktaki bir sözlükte anlamında kaybolacağım diğer kelimelere görünmeden sadece“ mutluluk “ kavramına bakıyorum:

“Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu.”

Peki.

Özlediğim şeyleri düşünüyorum kısacık bir an.

Sen varsın bir kere.

Eksik ve süreksizim …

Henüz yararlı hiç bir düşünce üretmeden sarı saman kağıdında uzuvları belirsiz bir karalama

İki kişilik koltukta yalnız değilmişim gibi kendini sola sıkıştıran bir müsveddeyim.

Benim bildiğim mutluluk iç organlarımı kimsenin sıkıştırmadığı zamanlardı ;günün herhangi bir vaktinde kaburgalarımın batmadığı…

Kendimden başka birinin kokusu henüz işlememişti zihnime.

Özlemek gibi fiiller kucağımda oturmuyordu.

Çıplak ayak araba kullandığım,

metro istasyonundaki sarı çizgileri geçtiğim,

Masallara inancımın tam olduğu zamanlar…

Çocukluğumun sokak kedilerini özledim sonra.

Bitiremediğim yemekleri severlerdi.

Kalpleri nasıl durdu acaba?

Balkon demirlerinden bir yumak sarkıtıp zıplatmak geldi içimden onları.

Kimse görmeden eve almak geldi .

Aşısız ve çamurlu bedenlerinden öpmek.

Bu çok saçma , özlem pis şey!

Küllerden tıkanmış baca gibi tıkıyor adamı.

His kokutuyor,rengini bozuyor

Hayatın kalan yerleriyle böyle donuk ve tutuk savaşıyor insan.

Özlediği biri olanlar hep kaybediyor.

Uf,çok derinden kopardım tırnağımı!

Bize de öyle yapmıştım.

Senden , kendimden , kedilerimden ne uğruna böyle kolayca vazgeçtiğimi düşündüm.

Bu kadar çok sırt dönüşle kıvanç durumuna ulaşabilmemin imkansızlığını düşündüm.

Mutluluk şimdi benim için ancak ;bana ulaşmasına ilahi planlar yüklediğim bir kitap adı ,bir t-shirt baskısı,bir grafiti,bir gelin arabası yalanı.

“Kendini suçlamayı bırak , bu istediğimiz bir şey değil “diyor çekik gözlü adam.

Bu ses bir süre iyi geliyor.

Ruhumun dozunu değiştiriyoruz.

Köşesini kıvırdığım sayfadan devam ediyorum.

“ Tutkularınıza Dünya’nın en önemli şeyi gibi kapılın”

Denizin dibine dalıp gümüş balıklarının peşinden gidersin ya.

Öyle bir şey sanırım.

Tam dokunacak gibiyken yetmez olur hani nefesin.

Ama peşlerinden gitme isteğin hiç geçmez.

Senin için denizler bahşeden hayat;tutkularını takip ettiğinde ise ölümü koyar önüne.

Ruhun açık denizlerde balık kovalar, bedenin mosmor kıyıya vurur.

Ama varmış mükemmel bir düzeni evrenin.

Her şey herkesin elindeymiş.

Mutluluklar diliyorum öyleyse.

Belki o denizler bana verilmedi.

Belki sadece balıkların deneyimiydim.

Belki o tutkulardan önce ölmüştüm ben.

Bilmiyorum.

Hem sen de geçirseydin aklından beni

Bir ses çıkartırdı belki özlem içine düşerken.

Bütün suçu saçlarıma yükleyip affedebilirdin.

Yapmadın.

Ben de yapmazdım.

Shu.

Reklamlar

Mutluluk” için 7 yorum

    1. Bana da öyle geliyor .Bir de birinin sürekli olarak mutlu olması oldukça bencil olmayı da getirecektir yanında.Ben o kadar bencil olunca yine mutlu olamam ki 😀Yazarken anlarım diye yazmıştım , o da olmadı 🙂

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s